HERBET GEORGE WELLS
HERBET GEORGE WELLS
HERBET GEORGE WELLS



Tam adı Herbert George Wells olan yazar 21 Eylül 1866 tarihinde Birleşik Krallık’ta dünyaya gelir. Yoksul bir ailenin dördüncü çocuğu olan Wells’in annesiyle babası birikim yapıp esnaflığa adım atana kadar hizmetli olarak çalışırlar.
Yedi yaşındayken bir kaza geçiren yazar iyileşme süresi içinde kitaplarla tanışır ve Charles Dickens’tan Washington Irving’e kadar birçok yazarı okur. Ailesinin iflasıyla okumayı çok sevmesine rağmen zaten eksik olan öğrenimini yarıda bırakıp çalışmak zorunda kalır.
Sürekli yoksulluk tehdidi altında olan Wells, iki sene bir manifaturacının yanında çalıştıktan sonra kovulur, daha sonra bir eczacının kalfalığını yapar ve tekrar çıraklığa döner. Birçok yanlış girişimin ardından Güney Kensington’da bulunan Normal School of Science’da (sonrasında Royal College olarak anılacak) biyoloji bursunu kazanır. Burada T.H. Huxley gibi önemli isimlerden dersler alır. Ardından Londra Üniversitesi’ne kaydolur. 1890 yılındaki mezuniyetinden sonra öğretmen olarak çalışmaya başlar ama sağlık sorunları sebebiyle mesleğine devam edemez. 1891’de kuzeni Isabel Mary Wells ile evlenir. 1893 yılında ilk kitabı olan Textbook of Biology yayımlanır.
Kuzeniyle yaptığı evlilik yürümeyince ayrılırlar; Wells 1895’te eski bir öğrencisi olan Amy Catherine Robbins ile evlenir. Aynı sene The Stolen Bacillus adlı kısa hikâyesi ve ilk romanı olan The Time Machine (Zaman Makinesi) çıkar. Kitap çıkar çıkmaz büyük bir başarı yakalayan Wells kariyerini bu yönde devam ettirmeye karar verir.
Bilimsel gelişmelerin yararlarıyla birlikte sakıncalarının da farkında olan yazar Zaman Makinesi ile yakaladığı ünü değerlendirerek birçok bilim-kurgu kitabı yazar ve bilim-kurgu edebiyatının kurucuları arasındaki yerini alır. Distopyalar, fantastik eserler ve trajediler kaleme alır. Bunların yanı sıra aşk, cinsellik, dinî eğitim gibi birçok konuyu işler; ders kitapları, kaynak kitapları da vardır.
İlk romanının ardından aynı sene The Wonderful Visit yayımlanır; bu kitaptan bir sene sonra The Island of Doctor Moreau (Doktor Moreau’nun Adası) çıkar. 1897’de The Plattner Story adında bir kısa öyküsüyle The Invisible Man (Görünmez Adam), 1898’de ise The War of the Worlds (Dünyalar Savaşı) basılır. Dünyalar Savaşı yayımlandıktan kırk yıl sonra Orson Welles tarafından radyo tiyatrosu olarak değerlendirilir fakat halk dinlediklerini gerçek sanınca büyük bir kaos yaşanır. İnsanlar uzaylıların dünyayı istila ettiğini zannederek sokaklara dökülür, kaçmaya başlar.
Wells bilim-kurguya bir müddet ara vermek ister ve 1900’de orta tabaka insanları için Love and Mr. Lewisham adındaki kitabını yazar. 1901 yılında The First Men in the Moon (Aydaki İlk İnsanlar) çıkar. 1890’larda geleceğe dair düşünceleri fazla kötümser olan yazar biyoloji çalışmaları sayesinde insanların daha yüksek formlara evrilebileceğini, toplumun ilerleyebileceğini düşünmeye başlar. 1901’de Anticipations’ı, bundan iki sene sonra da Mankind in the Making’i kaleme alır. Aynı sene demokratik sosyalizmin ilkelerini ilerletmek için kurulan Fabian Society’ye üye olur. 1904’te The Food of the Gods (Tanrıların Tohumu), 1905’te A Modern Utopia yayımlanır. Anticipations, Mankind in the Making ve A Modern Utopia ile halkın gözünde ilerlemenin öncülerinden biri hâline gelir. Verdiği eserler ve çeşitli konulardaki öngörüleri sebebiyle kâhin olarak ünlenir. Örneğin 1908’de yayımlanan The War in the Air kitabında uçakların askerî amaçlarla kullanılabileceği birtakım gelişmeleri öngörür.
1912 yılında kaleme aldığı Floor Games ve ertesi sene yazdığı Little Wars yazarın modern savaş oyunlarının öncüsü olarak anılmasını sağlar.
Birinci Dünya Savaşı insanoğlunun kısa vadeli gelişimiyle ilgili düşündüklerini boşa çıkarınca Wells de eserlerindeki ve çalışmalarındaki konsepti değiştirir. İnsanlığın yalnızca değişime ayak uydurup kendini zamanın gerekliliklerine adapte ettiği vakit ilerleyebileceğini, bunun da bilgiden ve eğitimden geçtiğini söyler. 1920’de The Outline of History, 1931’de Julian Huxley ve G.P. Wells ile birlikte kaleme aldığı The Science of Life, 1932’de yazdığı The Work, Wealth, and Happiness of Mankind adlı eserlerde hep bu amacı taşır.
Çalışmaları sırasında kurgusal edebiyatı da bırakmayan yazar 1933’te aslında bir film senaryosu olan The Shape of Things to Come’ı romanlaştırır. Otobiyografisi olan Experiment in Autobiography de 1934 yılında basılır. Aynı sene doktoru R.D. Lawrence ile şimdilerde Diabetes UK olarak bilinen derneği kurar. Diyabet hastaları için etkinlikler düzenleyip yardım amacıyla para toplar.
1936 yılında Nature dergisinde çıkan bir makalesinde dünyanın her kesimden düşünürlerin katkı sağlayacağı, sürekli gelişim hâlinde olması gereken bir bilgi sistemi olarak değerlendirdiği dünya ansiklopedisi fikrini öne sürer ve bu fikri tüm dünyaya duyurur.
İkinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle geleceğe dair tüm umutlarını ve güvenini yitirir. 1945’te yazdığı Mind at the End of Its Tether’da kasvetli bir hava vardır ve doğa tarafından reddedilen insanlık yerini daha gelişmiş bir forma bırakmıştır.
Bu kitabından bir sene sonra 13 Ağustos 1946’da henüz 79 yaşındayken hayata gözlerini yumar. Ölüm sebebi kesin olarak bilinmemekle birlikte kalp krizi geçirdiğini düşünenler vardır. Külleri İngiltere’nin güneyinde yer alan Old Harry Rocks’tan savrulmuştur.
 
 
 
Dilimize çevrilen eserlerinden bazıları:
 
Zaman Makinesi (1895)
Doktor Moreau’nun Adası (1896)
Geçmiş Günlerin Hikâyesi (1897)
Gelecek Günlerin Hikâyesi (1897)
Görünmez Adam (1897)
Dünyalar Savaşı (1898)
Aydaki İlk İnsanlar (1901)
Tanrıların Tohumu (1904)
Duvardaki Kapı (1911)
Görünmez Kral Tanrı (1917)