HALİL CİBRAN
HALİL CİBRAN
HALİL CİBRAN



Halil Cibran 1883 yılında Lübnan’da doğar.
Henüz beş yaşında iken Bişerrî’deki Saint Elişa Okulu’na kayıt olan yazar,
burada yeteneği fark edilince Selîm ed-Dâhir rehberliğinde resim yapmaya başlar.
Babası vergi toplama görevi esnasında yolsuzluk yaptığı gerekçesiyle tutuklanıp hapse atıldığı zaman,
ailenin malları da müsadere edilir. Bunun ardından annesi, çocuklarını alıp Boston’a gider.
Cibran, burada iki buçuk yıl boyunca devam ettiği bir okulda İngilizceyi öğrenirken bir yandan da şiir,
tiyatro, resim gibi sanatların icra edildiği kültür merkezleriyle ilişki içinde olur.
 
1897’de akşam lisesini bırakıp Beyrut’a döner ve El-Hikme Enstitüsü’nde Arapça öğrenmeye başlar.
Bu esnada diğer ilimlerde de kendini yetiştirmeye çalışır. Ressam ve heykeltıraş Yûsuf el-Huveyk ile kurduğu dostluk sayesinde
bazı şiirlerini yayımlayan Cibran’ın resim yapma denemelerinin başlangıcı da aynı döneme denk düşer.
14 yaşındaki kız kardeşi Sultane’nin vefatı üzerine Nisan 1902’de Boston’a dönen yazar,
ertesi sene 12 Mart’ta önce kardeşi Peter’ı ve sonra aynı yıl içinde annesini kaybeder.
Kardeşi Mariana ile bir başına kalınca El-Muhacir gazetesinde yazılar yazarak geçinmeye çalışır.
Mayıs 1904’te ilk resim sergisini açar; hayatı boyunca yanından ayrılmayan, yakın dostu ve danışmanı hatta eserlerinin redaktörü
Elizabeth Haskell ile tanışması da bu zamana tekabül eder.
İlk Arapça eseri El-Mûsîkā’yı 1905’te; ilk hikâye kitabı ‘Arâ’isü’l-Mürûc’u (Vadinin Perileri) 1906’da yayımlatır.
İki sene sonra El-Ervâhu’l-Mütemerride (Asi Ruhlar) adındaki hikâye kitabı çıkar.
Yine aynı sene temmuz ayında dostu Haskell’in de desteğiyle resim yeteneğini geliştirmek adına Académie Julian’a kayıt yaptırır.
Burada geçirdiği üç sene boyunca Pierre Marcel Beronneau ve heykeltıraş Auguste Rodin ile oldukça yakınlaşır.
Paris’te resimleri sergilendiğinde takvimler 1910’u göstermektedir. Aynı sene Mişel el-Baytâr, yazarın Mertâ el-Bâniyye adlı hikâyesini
Fransızcaya tercüme eder. Hemen sonrasında Emîn er-Reyhânî ile Avrupa seyahatine çıkarak İngiltere’de bulunan sanat galerilerini
inceleyen Cibran, Ekim 1910’da Mariana’nın yanına, Boston’a döner. Kardeşi ile Haskell her ne kadar itiraz etseler de ertesi sene
Reyhânî’nin teklifiyle New York’a gidip kalan hayatını burada geçirir.
 
El-Ecnihetü’l-Mütevessire (Kırık Kanatlar) adlı romanını 1912 yılında; 1904-1914 yılları arasında yazdığı yazılarını kapsayan
Dem’a ve İbtisâme’yi (Bir Gözyaşı ve Bir Tebessüm) de 1914 yılında yayımlatır.
Bunların yanı sıra New York’ta açtığı resim sergileri de Amerika’daki ününe ün katmaya devam eder.
En önemli eseri sayılan The Prophet (Ermiş) 1923 yılında yayımlanır.
10 Nisan 1931’de annesini ve kardeşlerini elinden alan tüberküloza yenik düşerek vefat eden yazar,
Beyrut’a götürülüp Bişerrî’de bulunan Mar Sarkis Manastırı’nın bahçesine gömülür.
Sonrasında manastırın yakınında onun anılarını yaşatan Cibrân Müzesi kurulur.
 
 
Dilimize çevrilen eserlerinden bazıları:
 
Vadinin Perileri (1906)
Asi Ruhlar (1908)
Kırık Kanatlar (1912)
Bir Gözyaşı ve Bir Tebessüm (1914)
Deli (1918)
Haberci (1920)
Ermiş (1923)
Kum ve Köpük Avare (1926)
İnsanoğlu İsâ (1928)
Yeryüzü Tanrıları (1931)
Gezgin (1932)
Ermişin Bahçesi (1933)
Gönlün Sırları (1947)
Kendimle Konuşmalar (1960)
Aşk Mektupları (1972)